Rising to fall.

Duruyorum. Çok eski günlerin çok eski bir şarkısında neşeyle dediğim gibi, 'Üşüyorum, terliyorum; gülüyorum, ağlıyorum; yaşıyorum, ölüyorum; öyleyse ne yaptığımı sanıyorum?' sorusu yine gündemimi işgal ediyor. Karmaşık yapının zemini bulanık ve her yeni gün gri kütleye ayrı bir katman ekliyor, bunaltıcı sert sorular eşliğinde çivisini çakıyor sol lobun çevresine. Kısa kesiyorum, akademik öğrencilik hayatım bitti. Öldü. Gömüldü. Tozu kapital rüzgarlarda pragmatik diyarlara uçtu. Kendi adıma nihai soruyu dublaj aksanıyla yerlere seriyorum: Şimdi ne?

Hiç yorum yok: